Sınırlarım nerede başlar nerede biter? Kafamı kurcalayan bir konu. Ülkeler kalemleri almışlar, kan akıtıp çizmişler sınırlarını. Komşular çitleri almışlar, bahçenin etrafına sıra sıra dizmişler. Öyle bir sınır. Gandhi'nin ''Görmek istediğin değişimin kendisi ol'' cümlesi anne babaların da kanunu gibi. Bizim de sınırlarımız belirsizleşiyor zamanla. Sorumlulukların, zorunlulukların, uykusuzlukların, endişelerin ve korkuların... Benim nerede bittiğimi ve karşımdakinin nerede başladığını göremeden birisiyle nasıl ilişki kurarsın ki zaten? Hepimizin sınırlı sayıda kaynağı var. Herkes hep bir ağızdan bizden zamanımızı, sevgimizi, enerjimizi, dikkatimizi istediğinde nereye kadar ve nasıl dağıtmalıyız? Durduğumuz yerde suçluluk duymadan, bencillikle suçlanmadan ve en önemlisi de kendimizi suçlu hissetmeden nasıl durabiliriz? Hayata karşı DURUŞ. Bence bir keilme özetliyor bir çok sorunun cevabını. En azından ben öyle hissedyorum...