''Istakozlar nasıl büyüyormuş biliyor musunuz?Sert bir kabuğun içinde yumuşacık bir şey ıstakoz. Büyüyor büyüyor, sert kabuğu ona dar gelmeye başlıyor. Sıkışıyor ıstakoz. Sonra çıkıyor o kabuğundan. korumasız olma pahasına. Koşup gidiyor bir kayanın altına. Orada kendine yeni bir kabuk yapıyor. Daha büyük bir kabuk. Sonra büyüyüpta o ona küçük gelince, yine aynısını yapıyor ıstakoz. Bıkıp usanmadan. Eskimiş dar gelen sert kabuğunu bırakıyor. Yumuşacık büyüyen bedenine bir kayanın arasında, yeni kabuk yapıyor.
Kabuklara hoçça kal deme zamanı. Sıkışıp kaldığımız kabukları bırakma zamanı. Yeni zamanlar güzel değişimler bekler bizden. Bazen patinaj yaparız. Pilli bir tavşan gibi aynı müziği çalarak, duvarda aynı yere vurmaya devam ederiz. Hayat sağ sol yapmanı bekler. Kıvrılmayan, büyümeyen, dönmeyen gidemez bazen. Kabuğundan çıkmaya korkan, ikna olmaya çalışır kabuğunun gerekliliğine. ''Çıkarsam yem olurum'' der.
Bu sene kendini dinleme senesi olsun...''