Eskiden sonbahar Eylül ayı olarak bilinirdi. Eylül gelince hoşgeldin der ve hemen herkes kendi çapında bir iç muhasebeye girişirdi. farkında olarak ya da olmayarak. Şimdilerde kasım geldi dışarda pastırma yazı. Esen rüzgar üşütmüyor okşuyor. Kısa kollular kaldırılamadı dolaba. Kazaklar indi giyilmeden beklemede. Montlar giyilip çıkartılan aksesuar gibi kullanılıyor bu aralar.Sabah işe ya da dışarı bir iş için çıkılması gerektiğinde ne giyeceğim kararsızlığı alabildiğine stres yaratıyor. Ankarada hava ilk baharı andırıyor. hava çok güzel ne nemli ne de kuru. Sokaklarda caddelerde bu güzel ve yazdan kalma havaların keyfini çıkaran kent sakinlerini görüyorum. Her gün bir bölgesini gezip sonbahar renklerini fotoğrafını çekiyorum. Bugünlerde aklıma bir soru takıldı. Özel yaşantımla ilgili kasım ayına ilişkin hep başlangıçların olduğunu görünce, acaba bu nedenle mi kasımla aramda derin bir bağ olduğunu hissediyorum.:))))