Devinim, biz modernlere nedense hep yaşamın özüymüş gibi görünür, doğrudurda, çünkü bilimsel ''doğa kavrayışımız'' böyle buyurur. Oysa yüzyıllarca tam aksini düşündü insanlık. Özselliği devinimde değil durağanlıkta buldu; dinginlikte.
Devinim, dolayısıyla değişim bir arazdı, tamıtamına huzursuzluğun bir alameti. Sonul amaçsa dinginlikti; yetkinlik.Yetkin olmayanlar devinirdi çünkü, değişirdi, gelişirdi ama daima bir amaca doğru sükunete. Amacına ulaştığındaysa her şey dururdu.
O halde dönüşüm neydi?
Türler-arası geçiş olmadığı için dönüşüm bir bozulmaydı,bir çürüme, bir yıkım, bir kopuştu. yeni başlangıçların öncesi daime gerçek bir sondu. şimdiyse durmak ve yavaşlamak fesada uğramanın alameti: Devinmemek, değişmemek, dönüşmemek. Yerinde mi sayıyorsun, huzur ve sükun içinde misin o halde çürüyorsun demektir.