Biz miteolojiden itibaren felsefenin geliş satırlarına baktığımızda tarih içinde şunları görürüz: Zihin, üç kattan ibaret bir düşünme silsilesine sahiptir. M.Ö.6.yy'da felsefe, Milatos kendinte doğduğunda yani İonya'da, ahe nedir? Sorusu ile başladığıdır. Bu başlangıç tamamen sonradan üretilmiş belli bir bilim olduğu için düzenli bir öğretim sistemine sokmak için yapılmış şeylerdir. Ama felsefe, ne bir gök bilimidir ne de bir tıptır.. Ne de somut bir nesnesi olan yani o neyseyle haşır neşir olan sahadır.
Felsefenin mesleği olmaz. Felsefe kişinin kendisidir. yani sekizde başlayıp beşte felsefeyi bırakamazsınız. felsefe ruha özledir. Gökbilimi gibi ilgi alanı sadece gök değildir, aynı zamanda göktür. Aynı zamanda tıptır. Aynı zamanda sosyolojidir. Aynı zamanda psikolojidir. Bütün bilimleri kapsayıcı bir nosyondan bahsedilir. Bu kadar küre gibi kapsamlı bir zihin yaratısını anlamak için yatarılan zihni, ruhu, gönlü ve aklı anlamak gerekir.
Sonuçta felsefe, insan zekasının ve insan zihninin bir ürünüdür.