“Türk pazarının kurallarına uygun değil de daha ruhsal bir restoran olsun istedim. Benim istediklerim olsun, gerçek İtalyan yemekleri olsun istedim. Sonra dedim ki bunu ne kadar yaygınlaştırabilirsem o kadar kendi kültürümü Türkiye ile paylaşmış olurum. Ama bir yandan şöyle bir problem var; restoran sayınız arttıkça franchise oluyorsunuz. Ve bir noktada sıradanlaşıyorsunuz. Ben bunu istemedim. Her bir dükkânda farklı konseptler yaratalım ki buraya gelen müşteri bir diğerini de merak etsin” diye anlattı “Delilik bu, nasıl başa çıkıyorsun” diye sorduğumda.
Yani her bir restoran ayrı bir şef restoranı kafasıyla işletiliyor. Bakmayın, kolay iş değil, hele de o mekânlar sizin adınızla anılıyorsa hata yapma şansınız yok böyle durumlarda. Birkaç ortak şey dışında ayrı yemekler demek ayrı malzemeler anlamına geliyor. İtalyan mutfağı gibi teknikten ziyade malzemeye odaklı bir mutfaktan bahsediyorsak o zaman durum bu noktada daha da hassaslaşıyor. Kalkınma ajanslarının araştırmaları ve kadın kooperatiflerinin ürünleriyle yani olabildiğince yerel malzeme kullanarak bu konuyu çözmüşler.