Hiç şefkat görmemişsek ya da bizim hatalarımız hiç affedilmemişse biz çocuklarımıza ya da kendimize bunu hiç görmemişken nasıl verebiliriz?
İnsan görerek öğrenir bunu kabul ediyorum ama insan en çok da kendi karşılanmamış ihtiyaçlarını fark ederek öğrenir. Bizim görmeden büyümüş olmamız bunu veremeyeceğimiz anlamını taşımaz, bilakis eksikliğinin ne denli yaralayıcı olduğunu bizden başkası bilemez. Konunun önemini en çok da içimizdeki ‘yaralı çocuk’ bilir. İçimizdeki yaralı çocuğun tüm karşılanmamış ihtiyaçlarını şimdi de bu yetişkin halimizde vermeyi öğrenmeliyiz. Hem kendi zamanında karşılanmamış ihtiyaçlarımızı kendimize vermeyi öğrenebilir hem de bu zamanda, bu konuda kendi çocuklarımıza daha hassas davranabiliriz. Kendimizin görmemiş olması kendi çocuklarımıza bunu aktarmamız için bir sebep olamaz. Bu davranışı aktarmayarak davranış zincirini kırabiliriz. Eksik kalmış yanlarımız, karşılanmamış ihtiyaçlarımız bizi biz yaptı. Şimdi de, şu anda kendimize verebiliriz… Bu belki koşulsuz sevgi, belki şefkat, belki hoşgörü belki de sadece başımızın okşanması...