GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR- Yakın zamana kadar biz akademisyenler de tıpkı sizler gibi genetik mirasın temel bir belirleyici olduğunu düşünüyorduk. Yaşlılığımızı biçimlendiren şeyin de esasen çevre ve koşullar değil genetik miras olduğunu kabul ediyorduk. Hatta bu satırların yazarı olarak ben de 22 yıl önce yayımladığım ilk kitabım “YAŞASIN HAYAT”ta “GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR” sloganıyla yola çıkmama rağmen genetik kurgumuzun nasıl yaşlanacağımız üzerinde en az yüzde 30 etkili olduğunu belirtmiştim. Oysa son 20 yılda çok ama çok şey değişti. Anladık ki genler bedenlerimizde uyku halinde mevcut iyi ve kötü tohumlardır ama onların hangilerinin aktif hale getirileceğine (çiçek açıp meyve vereceğine), hangilerinin pasifleştirileceğine yani hangi genlerin susturulup hangi genlerin coşturulacağına çevresel faktörler ve aklımızla yönettiğimiz yaşam tarzı alışkanlıklarımızla biz karar veriyoruz. Bir başka deyişle “gen ifadesi meselesi” söz konusu olduğunda hangi genin coşturulup hangi genin susturulacağına aslında “epigenetik akıl” karar veriyor. Peki, o akıl nasıl çalışıyor?