Şimdi biliyoruz ki, birkaç zamandır bizim Tarih Kurumu’nu dışarı taşıyacaklar. Lüzumsuz bir tasarruf. Biz aksine kendi kafalarımızda Türk Tarih Kurumu’yla Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni yan tarafta boşaltılan Olgunlaşma veya eski adıyla İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün binasıyla birleştirip Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin arkasındaki saçma sapan kısmı yıkıp Bruna Taut’un, Turgut Cansever’in Cumhuriyet mimarlarının özgün eserlerini bir arada Ankara Üniversitesi’nin Atatürk Bulvarı kampüsü gibi Beşerî Bilimlerin beynelmil, unutulmaz bir merkezî olarak planlamıştık. Çünkü bize itibar edecek insanlar yoktu.
Şimdi ise bu dala el atanlar daha başka yapmışlar. Şehrin ta dışında kutup yıldızı gibi beş köşeli bir bina, bana kalırsa hiçbir işlerliği olmadığı temininden belli oluyor. Ve “Tarih Kurumu burada ne arıyor?” Bu da sorulacak bir soru. Öbür iki kurum Tarih ve Dil Kurumu’nun vazifelerine ortak olan ama kendi başına var olan iki kurumdur. Bunlar 1980’den sonra icat edilen kurumlardır. Kapatılsın demiyoruz, düzenlenebilirler, ıslah edilebilirler; edilmelerinde de fayda vardır. Mesela Atatürk Kurumu modern Türkiye ve Avrupa yeniçağ dünyasının muasır tarihini birlikte inceleyen bir kurum olur. Kültür kurumu da bunun gibi düzenlenebilir.