Beslenmede yeni bir çağ başlıyor
Son zamanlarda sağlıkla, özellikle sağlıklı yaşlanma ile ilgilenenlerin çok sık duyduğu yeni bir sözcük var: EPİGENETİK!
Bu sözcük yaşam tarzımızda yani beslenmemiz, aktivite düzeyimiz, stres yönetimi becerimiz ve uyku kalitemiz gibi alışkanlıklarımızı etkileyen bazı seçimlerimizin genlerimiz üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini ifade ediyor. Yani yüzlerce yıl önce Yunus Emre’nin “Bir ben vardır, benden içeri” deyişini doğrularcasına yaşam tarzımızdaki bazı değişimlerin genetik mirasımızı etkileyebileceğini anlatıyor. Peki, neden ve nasıl?
EPİGENETİK NASIL DEVREYE GİRİYOR
Hatırlayalım, soğuk-sıcak şoklamalarıyla kısa, orta ya da uzun süreli tıbbi açlık travmalarıyla ya da aralıklı yüklenme gibi egzersiz farklılaştırmalarıyla iyi genlerimizi aktive edebiliyor/coşturuyor, kötü genlerimizi baskılayıp susturabiliyoruz. Bu işin temelinde de epigenetik mekanizmaların rol oynadığını biliyoruz. Ama şimdi anladık ki bu epigenetik mekanizmaları bazı özel besinlerle de olumlu ya da olumsuz yönde harekete geçirmemiz mümkün. Bunun yolu da “DNA metilasyonu” olarak adlandırılan bir süreci doğru ya da yanlış yönetmekle ilgili.