1963 yılında henüz lise ikinci sınıf öğrencisiyken gördüğüm Bursa bir rüyaydı. Beni çarpmıştı. Ahalisinin zarafeti, ucuz otellerin bile sakız gibi temizliği yemeklerin çeşnisi, ister gündüz ister akşam vakti olsun yeşillik, yeşillik, yeşillik... O yeşilliğin içinde şehrin panoraması başka renk ve asaletti. Güneşli havalar kadar sisli havalarda da Bursa efsanevi şehirdi. Ecdadın niye burayı başkent, payitaht olarak seçtiği, fethi için Osman Gazi’nin neden bu kadar heyecanlandığını anlamamak mümkün değildi.
Bugün o şehrin yarattıklarından geçiniyoruz ama o yarattıklarımız bir yerde altın yumurtlayan tavuğu kesmek gibi. Derhâl ani bir planlama yapılması gerekir. Bunların başında isteyenin istediği yere bina kurmasını önlemek gelir. Hele devletin önceliği ile yapılan TOKİ yapıları gibi, fırlama binaların bu şehrin hem trafiğini hem manzarası hem havasını bozduğuna hiç şüphe yoktur.👍