YAŞLILARI DIŞLAMAYIN
Daha önce de yazdım: Yaşlıları dışlamanın bedeli Batılı toplumlarda beklenenin çok daha üzerinde sonuçlarla ve yaralarla ödendi. Zedelenmiş, hasar görmüş, hatta paramparça olmuş ailevi bağlar, bozulmuş ve azalmış ekonomik, sosyal ve sanatsal üretkenlik ve daha pek çok alanda gelişmiş/Batılı ülkeler yaşlıları dışlamanın bedelini düşündüklerinden çok daha ağır ölçüde ödedi. Yaşlıları bir kazanç, kaynak, tecrübe birikimi olarak görmek yerine yük olarak gören bu toplumlar zaman zaman da başka ülkelerden “genç beyin ve beden”ler ithal etmek zorunda kaldılar.
Evet doğrudur: Yaşlılık bir ölçüde -az ya da çok- kayıpları da içerir. Yaşlanan beden ve ruh yorgundur, ağrılıdır, uykusuzdur. Görme ve işitme gücünü az da olsa kaybetmiş, kas, kemik ve eklem gücü bakımından da eksilmelerle karşı karşıya kalmıştır. Ama aynı kişilerin birer tecrübe topu, deneyim deposu, sabır ve tahammül zengini, daha da önemlisi birer hoşgörü ve empati abidesi oldukları da unutulmamalıdır.