Hiçbir şey ilk izlenimdeki tepkiler kadar gerçek olamaz. Gecenin sonunda salonu dolduran yüzlerce kişinin gururu, coşkusu, ayakta alkışları görülmeye değerdi.
Ve bu alkışların sanatçılar için de ne kadar önemli olduğunu, ardında öğrenciliklerinden itibaren ne büyük bir emek yattığını, televizyonculuk ve gazetecilik öncesi 5 yıl İzmir Devlet Konservatuvarı’nda öğretmenlik yaptığım dönemden çok iyi bilirim.
Şan, bale ve enstrüman bölümlerinde okuyan, öğrencim olup bugün büyük başarılara imza atan çok isim var. Bunlardan biri de bugün Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk. Tan çocukluktan bu yana çalışma azmini, alçak gönüllüğünü, zarafetini hep korudu.
Carmina Burana sevgim ise ayrı bir konu. Neredeyse son 40 yıldır, bir başkaldırı olan “O Fortuna” başta olmak üzere yergi, aşk, bahar, içki ve dini içerikli şiirlerden oluşan şarkılarını yüzlerce kez dinlemişimdir.
Ortaçağ şiirinin bugüne dek ele geçen en önemli belgeleri kabul edilen, Johann Andreas Schmeller tarafından 1847’de Beuern Şarkıları olarak yayımlanan “Carmina Burana”, 12 ve 13’üncü yüzyılda üniversitelerde felsefe ve ilahiyat okuyan gezgin öğrencilerin Orta Çağ Latincesi ve Almancasıyla yazdığı anonim 254 şiir ve dramatik metinden oluşuyor.