Başlangıç olarak gelen bölgeye özgü meze ‘hibeş’, bal ve kişniş tohumu ile lezzeti katlanmış ‘ızgara karpuzlu keçi peyniri’, ‘İstanbul Lakerdası, mumlu havyar, mavi kuyruk karides ile Çerkez balığı tabağı’, ‘ıspanak ve taze soğanlı kalamar mücveri’, ‘bademli grida’ ve 1937’den bu yana değişmeyen tarifiyle ‘rendelenmiş ceviz, çifte kavrulmuş tahin ve manda kaymağı eşliğinde kabak tatlısı’ Antalya’da yediklerimizi aratmayacak denli başarılıydı.
Gecenin konuştuğum konukları arasında 7 Mehmet’in müdavimleri kadar daha önce yolu oraya düşmeyenler, Okra’ya ilk kez gelenler de vardı. Aslında bu birlikteliklerin en güzel yanlarından biri şeflerin restoranlarına daha önce gelmemiş olanlara mutfaklarını özet gibi de olsa tanıtmaları oluyor.😆😍