Yapılması gereken ilk temel zihinsel değişim, yeni teknolojileri, gelişmeleri, imkânları, yeniden ve hızla gözden geçirip yeni bir “sağlıklı hayat anlayışı” devriminin kapısını aralamaktır. İnsanlarımızın bedenlerinin daha sağlıklı, zihinlerinin daha genç, ömürlerinin daha uzun olabilmesi için buna mecburuz. Unutmayalım ve bilelim ki yapay zekâ dahil her gün bir yenisi önümüze konulan yeni teknolojiler insanlığın sağlık alanında da refahını giderek daha çok iyileştirecektir. Bütün mesele “HASTALIK TEŞHİSİ, TEDAVİSİ VE HASTA BAKIMI ODAKLI TIBBIN ÖNÜNE VE ÖNCELİĞİNE KORUYUCU SAĞLIK HİZMELERİNİ” yerleştirmekten ibarettir. Bilimsel verilere dayalı bir “SAĞLIKLI YAŞAM” ve “ÖNLEYİCİ TIP” vizyonunu bir an önce hayata geçirmek zorundayız. Net ve açık olarak öğrendik ki genetik mirasımız, yaşam tarzımızın hayatımızla ilgili doğru veya yanlış kararlarımızın, yaşadığımız çevre, içtiğimiz su, soluduğumuz hava, tükettiğimiz gıdalar ile etkileşiminin neticesinde içinde bulunduğumuz yaş dilimi ile de bağlantılı olarak beden ve zihnimizde olumsuz değişimlere yol açmakta ve o değişimler de zamanla karşımıza “KRONİK HASTALIKLAR (şeker hastalığı, kalp damar hastalığı, Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklar, hipertansiyon, obezite, romatizmal hastalıklar, otoimmün bozukluklar, kanserler...)” olarak çıkmaktadır. Mükemmel bir sağlık okur yazarı olan, sağlık bilinci sahibi, doğru verilerle sağlık ölçümlerini yaptıran, izleyen ve yorumlayan kişilerde kronik hastalıklar önlenebilmekte, daha tohum aşamasındayken daha çiçek açmadan, daha zehirli meyveleriyle beden ve ruhlarımıza zarar bile veremeden kontrol “erken teşhis” kavramları ve zihniyeti ikinci plana atılmış, yerini “koruyucu tıp” anlayışına bırakmıştır. Bu nedenle kanaatimce yeni paradigmamız “sağlığımızı korumak ve güçlendirmek” olmalıdır.altına alınabilmektedir. Yeni tıp anlayışında bu nedenle “teşhis”, hatta