İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin sayılan bir hocasının, Kevork Acemoğlu’nun oğluydu. İstanbul Ermeni toplumunun hiç şüphesiz seçkin bir ailesine mensuptu. Galatasaray gibi millî bir müessesemizde okumuştu. Belki biraz erken olarak Amerika’ya adım atmıştı. Keşke lisansında ciddi bir tarih nosyonunu da edinebileceği bir İngiliz üniversitesinde veya Fransa’da okumayı tercih etseydi.
Şunu söylemek istiyorum; tarihçilik bazı başarılı ve statülerle otomatik gelen bir yetenek değil. Bizde iktisatçı olduğu hâlde tarih dalında gelişen, uğraşan insanlar var. İlhan Tekeli mühendis şehircidir ama cumhuriyetin iktisat tarihi üzerindeki ilginç ve ayrıntılı monografileriyle tanınır. Bana her zaman bu muhterem hocanın söylediği bir şey vardı; “tarih başka bir şey”. Evet, Johann Gustav Droysen’in dediği gibi “tarih bilim değildir, bilimin üstündedir”. Acemoğlu’nun Arapların Osmanlı döneminde iktisadi gelişimi üzerinde Oksijen gazetesinde bir yazısını okudum, maalesef boştu. Anglosakson tarihçiler arasında ve bilhassa İsrail’de 19. yüzyıl Arap ülkeleri üzerine yazılan kitaplar rafları doldurur ve ciddi araştırmalardır. Bu konudaki Acemoğlu’nun yorumları kampüsteki Arap entelektüellerinden esinlenerek kaleme aldığı açıktır. Daron Bey’in oradaki ifadesine göre bir gelişme görülmemiş, fakat tarihi izleyen mesela Britanyalı parlamento üyesi muasır Mark Sykes dahi başka şeyler söylüyor (The Caliphs’ Last Heritage: A Short History of the Turkish Empire adlı eser).😌