Ne yapmalı çocuklara?
Cümlemi bitirdiğimde, gözlerimin dolduğunu ve onların da gözlerinin dolduğunu fark edip, durdum.
Bazen bir cümle nasıl gözlerden yaş taşırıveriyor?
Kelimeler nasıl bu kadar güçlü?
Kalbe nasıl ellerini sokuveriyor kelimeler?
Kimi zaman acıtmaya, kimi zaman affetmeye, kimi zaman özlemeye…
“Onu olduğu gibi görebilmek istiyorum.
Kim olduğunu kaçırmamak. Kendimle, hakkında denilenlerle, korkularım ve endişelerimle karıştırmadan.
Bir sis perdesinin ardından flu değil, net görebilmek…
Özü neyse onu… Eğer bunu kaçırırsam şayet, çok üzülürüm.
Yani onu olmadığı kişiyle karıştırırsam.
Onu teğet geçersem.
Bunu çok geç fark edersem…
Bu yüzden ona her gün büyük bir dikkatle bakmaya çalışıyorum.
Onunla tanışmak, onu herkesten iyi bilebilmek istiyorum.
Sonra da gördüğüm şeye saygı ve sadakat bekliyorum kendimden…”
Bir anda, bunları söyledim nedense.
Gözden kaçırmak istemiyorum oğluma ait detayları.
Kapılarını, duvarlarını, kuşlarını ve buluşlarını görebilmek istiyorum.
Kalbinin vurduklarını, aklının aldıklarını, içinde dolaşıp duran soruları, merakları…