Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk İkinci Dil Kurultayı için İstanbul’a giderken bu yol güzergâhından geçiyor. Eski İstanbul Yolu Kahramankazan’ın sınırları içerisinden geçtiği için Atatürk geçerken Kahramankazan’a uğruyor. O zaman tabi burası küçük bir köy. Büyük babaannem de 1933 yılında kadınlara muhtar olabilme hakkı verildikten sonra zaten muhtar oluyor. Babasından devraldığı muhtarlığı seçimle perçinleştiriyor. Şimdi büyük babaannem havadan bir milletvekili değil. O dönemde buraya Atatürk geldiğinde kendisine bir ayran ikram etme hikâyesi var. Tabi o dönemlerde erkekler Atatürk’ten daha fazla çekiniyor. Ayran ikram etme noktasında çekincelerini gördükten sonra büyük babaannem Atatürk’e gidiyor. Ayranı takdim ediyor ve Atatürk gözlemliyor erkeklerin çekindiğini ama bir kadının gelip de bindallısıyla o zaman ki yöresel kıyafetiyle ayran vermesi hoşuna gidiyor ve yareni yaklaştıktan sonra önce ayranı kendisi içiyor ve daha sonra Atatürk’e tekrar doldurup veriyor. Atatürk tabi Türk kadınının oradaki öz güvenini görüyor. Erkekler çekinirken önce bir kadın geliyor ayranı içiyor ve tekrar bana aynı tastan veriyor. Ondan sonrasında da Atatürk soruşturmaya başlıyor. Diyor ki “Hanımefendi siz kimsiniz?” Büyük babaannem; “Ben bu gördüğünüz toprakların muhtarıyım” deyince Atatürk’ün kafasında o ışık tekrar yanıyor. Ve muhtemelen kadınlara seçme ve seçilme hakkı verileceğini de öngörerek yanındaki Afet İnan’a diyor ki “Tam mebus olacak kadın.” Tabi ki Atatürk’ün orada sorduğu sorularında etkisi var. Atatürk Satı Kadın’a “Yaşınız kaç” diye sorduğunda “Atam şu an 15 yaşındayım” deyince diyor ki “Ya olur mu. Gördüğümüz kadarıyla sen hali vakti yerinde bir kadınsın.” “Atam siz Samsun’a çıkmadan önce biz yaşamıyorduk” deyince Atatürk hakikaten orada aynı zamanda çok etkileniyor ve Anadolu kadınının oradaki irfanını, cesaretini ve öz güvenini gördükten sonra “Tam mebus olacak kadın” şeklinde Afet İnan’ın yanında bunu zikrediyor. Neticede de sözünü tutuyor. Öncelikle babaannem burada olsaydı bizimle gurur duyardı. O bizlere ilk olarak ailemizi güzel temsil edip etmediğimizi sorardı. Bizleri ilk bu konuda imtihan ederdi. Çünkü o dönemlerde Satı Kadın muhtar olurken daha öncesinde 1929 dünya buhranında Kahramankazan’da ve bu bölgede insanlar aç ve açıkta kalmasın diye çok çaba göstermiş. Bana soracağı ilk sorulardan bir tanesi de “İnsanları aç ve açıkta bırakıyor musun? Bizim şerefimizi koruyor musun?” olurdu. Biz Satı Kadın’ın şerefini de koruyoruz, insanlarımızı aç ve açıkta da bırakmıyoruz.😇