Fransa’nın içinde bulunduğu bu tablo, bize de bir şeyler anlatmıyor mu? Dünya, uzlaşmazlıkların çatışmaya dönüştüğü bir dönemde. Farklı görüşlerin bir araya gelip yalnızca kriz yaratması ne kadar tanıdık değil mi? Bizim siyasi kültürümüz de genelde böyle. Çoğunlukla birbirimizi suçlamayı seviyoruz.
Ortak akıl geliştirmek…
Belki klişe bir tabir gibi gelebilir ama Fransa bize bunun tam zıttını gösterdi. Siyasi partiler, sırf hükümeti düşürmek için bir araya geldi. Ama sonra ne yapacaklar? Büyük bir belirsizlik var. Türkiye’nin ihtiyacı ise daha farklı bir yöntem bence… Uzlaşma kültürü. Ki bizim insanımız bunu çok iyi bilir.
Bir diğer ders de ekonomik istikrar. Fransa’da kriz sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik. Siyasi belirsizlik, yatırımları durduruyor, piyasaları tedirgin ediyor. Biz de kendi ekonomik kırılganlıklarımızı göz önüne alarak daha uzun vadeli politikalar geliştirmeliyiz. Güçlü bir ekonominin en temel şartı, siyasi istikrardır.
İngiltere Brexit sonrası sancılarla boğuşuyor. Almanya’da koalisyon hükümeti, her an çatırdayacak gibi. Orta Doğu zaten yıllardır karmaşanın merkezi. Türkiye ise bu dalgalanmaların tam ortasında, kendi yolunu bulmaya çalışıyor.
Bu zorlu dönemde, Türkiye’nin yapması gereken net. Partiler arası diyalog, ekonomik istikrarı sağlayacak uzun vadeli stratejiler ve en önemlisi halkın güvenini kazanan bir siyaset anlayışı. Sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorundayız.
Ne dersiniz? Birbirimizi suçlamak yerine konuşmayı denesek mi?🤫