Peynirde süt çikolatada kakao yok. BİR kahve içelim, keyfimiz yerine gelsin diyoruz. Meğer kahvemizde “ilaç” varmış! İlaçtan kastım, sağlıklı bir şey değil; resmen yasaklı maddelerden bahsediyoruz. Ya köfte? Hiç anlatmayayım.
Tarım ve Orman Bakanlığı, denetimlerine devam ediyor. Bu yılın ilk test sonuçları açıklandı ve listede yok yok. Çikolatadan ilaç etken maddesi çıktı, peynirden bilmediğimiz koruyucular, kıymadan kanatlı eti... Liste uzayıp gidiyor. Ama asıl mesele şu; bunlar sadece tespit edilenler. Ya tespit edilemeyenler?
Eskiden sahtekârlık dediğin şey bir paket balda, birkaç kilo zeytinyağında yapılırdı. Şimdi her köşe başında bir sahtecilik hikâyesi var. Et, bal, peynir, çikolata, lahmacun... Ne yiyorsak artık iki kere düşünmek zorundayız.
Bir zamanlar, “Tadı güzel olan gıda kalitelidir” diye bir mantık vardı. Şimdi ise tadına, kokusuna, rengine güvenip güvenemeyeceğimizi bile bilmiyoruz. Çünkü sahteciler o kadar ustalaştı ki! Hileli bir ürün, neredeyse orijinaliyle ayırt edilemeyecek kadar iyi görünebiliyor.
Bakanlığın denetimleri gerçekten önemli ama yetmez. Denetim kadar bu sahtekârlığı yapanlara verilen cezaların da caydırıcı olması lazım. Sahtekârlık yapan bir işletme, sadece para cezası ödeyip işine devam ediyorsa, bu sistemi nasıl düzelteceğiz?
Bu sahteciliği yapanların karşısında daha güçlü bir denetim mekanizması, daha ağır cezalar ve en önemlisi daha bilinçli bir tüketici profili gerekiyor.😲