DIŞ PİYASALAR TRUMP’I İZLİYOR
DIŞ piyasaların gündeminde ABD’nin seçilmiş başkanı Trump, ilk sıralardaki yerini koruyor. Göreve başlayacağı 20 Ocak tarihi yaklaşırken ondan gelen açıklamalara daha çok kulak kabartılmaya başlandı. Trump’ın danışmanlarının yalnızca ulusal güvenlik açısından kritik sektörleri kapsayacak tarife planları olduğu haberi olumlu fiyatlanmıştı. Ancak haber bizzat Trump tarafından yalanlandı. Ardından ‘Hamas’ın elinde tuttuğu İsrail’li rehineler 20 Ocak’a kadar serbest bırakılmazsa sorumlular ağır bedel ödeyecek’ açıklaması geldi. Kanada, Grönland, Meksika, Panama konusundaki açıklamaları malum zaten.
- Trump’ın açıklamaları ağırlıklı olarak siyasi ve uluslararası ilişkilere yönelik, jeopolitik gerginliği artıracak düzeyde. Oysa piyasalar daha çok ekonomiye yönelik icraatlarını merak ediyor. Bu yöndeki söylemler ise oldukça sınırlı. Trump’ın olası icraatları için bir ikilem söz konusu. Söylediklerini yapacağı veya daha yumuşak bir tavır izleyeceği konusunda bölünmüşlük hakim. Deyim yerindeyse; bir gelse de ne olacaksa bir görsek artık denecek noktaya gelindi. Son toplantıya ait Fed tutanaklarındaki “şahin” tavırdan görüldüğü üzere belirsizlik ve temkinli bir bekleyiş var.
- Cuma günü piyasaların yakından takip ettiği ABD’de aralık ayı tarım dışı istihdam verileri; +256 bin (Beklenti: +160 bin, önceki: +227 bin) olarak açıklandı. Veri sonrası; Trump ile zaten zayıflayan Fed’in faiz indirim beklentileri iyice azaldı. Risk iştahı zayıfladı ve bir sonraki Fed faiz indiriminin ekim ayında yapılması ihtimali fiyatlanmaya başladı. Bu durum, ABD başta olmak üzere dış borsalara satış olarak yansıdı. ABD tahvil faiz oranı yükseldi, dolar değerlendi, Euro zayıfladı. Euro/dolar paritesi 1.0215 ile Kasım 2022’den bu yana en düşük seviyeyi test etti. Fed ile ilgili revizyonlar da gelmeye başladı. Goldman Sachs, bu yıl üç değil iki faiz indirimi beklerken haziran ve aralık aylarını işaret etti.
- Diğer yandan önemli bir gelişme de Çin Merkez Bankası’ndan geldi. Çin Merkez Bankası, ülkenin para birimindeki değer kaybını önlemek adına tahvil alımlarını durduracağını açıkladı. Enflasyonda devam eden düşüşle oluşan deflasyon sinyallerine, gerileyen tahvil faizleri ve zayıf büyüme oranları eklenince haklı olarak ‘Çin Japonya’laşıyor mu’ soruları sorulmaya başlandı. Hatırlanırsa Japonya uzun yıllar düşük büyüme ve negatif faizle yaşamıştı. Şimdilerde ise Japonya’da tam tersi bir durum var. Tahvil faizleri ve enflasyonda yükseliş hakim. Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda, yüzde 3’e ulaşan enflasyon (TÜFE) karşısında her fırsatta faiz artırımından söz ediyor. Borsaların barometre olduğunu kabul edersek; Çin ve Japonya borsalarını yan yana koyduğunuzda bariz fark görülecektir. Çin Borsası (Shanghai-Şangay) uzun zamandır yatay seyir izlerken Japonya Borsası (Tokyo) zirvelerine yakın seyrediyor.