İnancımı pekiştiren sağlık kurumunun ise Koç Üniversitesi Hastanesi (KUH) olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. KUH ile ilişkim 2015 yazında, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’ bahçesindeki bir etkinlikte Prof. Dr. Hülya Kayserilioğlu ile tanışmamla başladı. O gün Hülya Hanım’ la, mezun olduğumuz liseden başlayarak, pek çok ortak noktamız olduğunu fark ettik ve etkinlik sonlanıncaya dek sohbet ettik. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, Prof. Kayserilioğlu beni telefonla arayarak Koç Üniversitesi Hastanesi’ ne davet etti.
Hastaneye gittiğim gün, Hülya Hanım beni kapıda karşılayarak küçük bir toplantı odasına götürdü. Odada, hemen her branştan bir doktor oturmuş bizi bekliyordu. O gün, orada, bana hayatımı kolaylaştıracak bir ameliyat önerdiler. Bir nevi skolyoz ameliyatıydı bu… Dünyada daha önce kas hastası çocuklara uygulanmış ve başarılı sonuçlar alınmıştı. Ancak benim yaşındaki bir hastada ilk kez denenmiş olacaktı. Aslında hemen kabul ettim bu ameliyatı olmayı, tabii içimden… %50 kendim için, %50 tıp bilimine hizmet edebilmek için... Doktorlara ise, kızıma ve kardeşime danışarak biraz düşünmek istediğimi söyledim.
Kızım, kararı bana bıraktı ve her durumda yanımda olacağını söyledi. Kardeşim ise karşı çıktı. Bir kardeşimizi zaten kaybetmiş bulunduğumuz için, kalan tek ablasını da kaybetmekten korkuyordu sanırım.
Ama ben, 10 saat süren bu ameliyatı 2015 yılı sona ermeden oldum. Ve ikiye katlanmış olan vücudum yeniden dimdik hale geldi. Bu operasyon, 4 yıl sonra Avrupa’ da saygın bir tıp dergisinde yayınlandı…
İşte o gün bu gündür, Koç Üniversitesi Hastanesi benim ikinci evim oldu. Artık tüm doktorlarım ve takip dosyalarım orada. “Hekimlik Mesleğin” e olan saygımı artırarak korumamı sağlayan tüm doktorlarımıza yürek dolusu sevgi ve saygılar.
Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…😶