Yaşlanma özellikle “BİLGECE VE ZARAFETLE YAŞLANMA” sosyal kalitesi giderek bozulan dünyamızı değiştirebilecek en önemli kaldıraçlardan biri olabilir. Zira yaşımız ne olursa olsun beynimiz sürekli değişir. Genlerimiz, kültürlerimiz, yaşadıklarımız, yaşam tarzı seçimlerimiz, tabii ki biraz da şanslarımız yani “HAYATIN KENDİSİ”; beynimizi yaşımız ilerledikçe geliştirip olgunlaştırır. İyi bilelim ki: “GENETİK MİRASlarımız birer SENARYO, HÜCRELERimiz/bedenlerimiz birer OYUNCU, BİZlerse o senaryoyu o oyuncularla sahneye koyan YÖNETMENleriz.” Bu durumda genlerimiz bize yalnızca en genel şeylerin tasarlanmış olduğu bir tür “YAŞAM SENARYOSU” verir. Ama biz bu senaryoyu sahneye koyarken istediğiniz zaman gerekli “doğaçlamaları” da yapabiliriz. Bu doğaçlamaları etkileyen temek belirleyiciler ise “eğitim düzeyimiz, kültürümüz, fırsatlar ve koşullar”dır. Eğitim, kültür, fırsat sözcüklerinin altını dikkat ve ısrarla çizmenizi tavsiye ederim.
92 büyük araştırma makalesinin meta analizinde elde edilen sonuçlar bakın bize neler söylüyor... 1.Yaşımız ilerledikçe dürtülerimizi kontrol etmekte daha iyi ve güçlü olma eğilimine giriyoruz. 2.Özdenetim ve öz disiplinlerimizi daha iyi seviyelere yükseltiyor, kurallara uymakta daha dikkatli davranıyoruz. 3.Yaş aldıkça başkalarıyla işbirliği yapıp iyi geçinmekle ve genellikle başkalarında iyi izlenimler bırakmakla daha fazla ilgileniyoruz. 4.Yaşlanma süreci uzlaşmacı yanımızı kayda değer bir oranda arttırıyor. 5.Yaşlanmak duygusal denge ve sakinliğimizi de destekliyor. 6.Yaşlılık bizi yeni tecrübelere daha açık biri olma yönünde değiştiriyor. 7.Yaşlı kişiler tehlikeli ve heyecan dozu yüksek davranışlardan uzaklaşıyor ahlaken daha sorumluluk sahibi kişiler olmaya yöneliyor. 8.Yaş ilerledikçe “daha iyi olmaya çabalamak” gayretlerinde de belirgin bir artış fark ediliyor. 9.Yaşlanmak mutluluk arayışı çabalarımızı yoğunlaştırıyor. 10.Yaşımız ilerledikçe daha hoşgörülü, yapıcı ve affedici donanımlar elde ediyoruz.