Hâlâ Buradayım’ insanı darmadağın eden bir film; bir yanda bütün faşist diktatörlüklerin kendisine muhalif olanlara yaptığı kıyım, öte yanda geride kalanların hiçbir zaman kapanmayan yaraları ve düştükleri derin boşlukta tutunmaya çalışmaları... Bu açıdan birçok sahne gözyaşlarınızı teslim alırken yaşananlara öfkelenmenize de neden oluyor. Yönetmen Walter Salles’ın sakin, kendi içinde akıp giden dingin anlatımı filmin bize aktarmak istediği acıları ve hüznü yavaş yavaş zihnimize zerk ediyor sanki.
Ortada büyük bir zorbalık, haksızlık, adaletsizlik ve her şeyin ötesinde cinayet (daha doğrusu cinayetler) var ve bütün bunların en yakınlarındaki kişiye uygulanması karşısında çaresizlikleriyle baş başa bir aile... Öykü sonrasında önce 70’lerden 1996’ya taşınıyor ve burada Eunice’in verdiği mücadelenin sonuçlandığını, Brezilya devletinin Rubens Paiva’yı işkence altında öldürdüğünü ‘resmi’ bir yazışmayla kabul ettiğini görüyoruz. Öykü 2014’e uzandığında artık torunlarla birlikte daha da büyümüş bir Pavia ailesi ve alzheimer’la boğuşan ama yine de eşi Rubens’i hatırladığını belli eden Eunice karşımıza çıkıyor.