Bu arada, Mickey tam 17. kez hayata döndüğünde, Nasha adlı bir siyahi kadına âşık oluyor. Ama program gereği ölüp 18. kez dünyaya döndüğünde, ne yazık ki kimliği değişmiştir ve o aşkı bir kez daha yaşayacak güçte değildir. Yani falan filan! Sonuç olarak Edward Ashton adlı yazarın romanından uyarlanan bu film, benim/bizim için görkemli bir hayal kırıklığı oldu. Basın gösteriminde bizlere ücretsiz dağıtılan, Burcu Denizci’nin çevirdiği kitabın arka kapağında kimi ünlü kalemlerden övgüler var. Ama kitap bir şeydir; ondan uyarlanan film bir başka şey... Ve bunu her sinefil bilir. Belki vakit bulursam kitaba göz atacağım. Ama benim sorunum kitapla değil, sadece filmle...
Bence okuruna yaşam ve ölüm, gerçek ve fantezi, dünyamız ve ötesi, komedi ve dram, korku ve hayranlık, basit düşünce ve derin felsefe gibi ikilemler arasında bir gidip gelme yaratan bu kendine özgü film, belki çok-çok meraklılarını ilgilendirebilir. Ama ben tavsiye etmiyorum. Ayrıca da internette sinema yazarlarından çok sade seyirci yargılarına baktığımda da, hayli olumsuz yaklaşımlar bulduğumu sizlere arz etmek istiyorum. 🤫