Şekerli misin… Vay vay
ŞEKER sözcüğünü günlük konuşmalarımız ve hatta şarkılarımız, türkülerimizde de keyif ve mutluluk halinin tarifi için kullanırız ama söz konusu hücrelerimiz, doku, organ ve sistemlerimiz, neticede de “bedenimiz/biz” olduğunda durum anında değişiverir.
Bedenimiz için şekerli olmak daha sertleşmiş ve pıhtılarla dolmuş, tıkanmış damarlar, daha kalitesiz eklemler, tendonlar ve daha kötü yaşlanan hücreler anlamına da gelir. Dolayısıyla “yüksek şekerli biri olmak” türküler ve şarkılardaki kadar iyi bir şey değildir. İşte bu nedenle şekerin fazlasından da dikkatle korunmak mühim ve vazgeçilmez bir sağlıklı yaşam görevidir ve kanınızdaki “şeker/glikoz değerlerini” belirli hudutlar içerisinde tutmak yaşamsal bir biyolojik ve metabolik mecburiyet ve süreçtir. Zira makul miktarda şekeri sürekli ve etkili bir şekilde kullanmadan ne enerji üretebiliriz ne de yaşamımızı sürdürebiliriz. Diğer taraftan konu bedenimizdeki şeker düzeyi olduğunda daha da net ve açık deyimiyle “kan-şeker dengesi”nden bahsettiğimizde burada da “makul” sözcüğü yine biyolojik bir altın standarttır. Kan şekerinin azı da çoğu da problemli, tehlikeli ve zararlıdır. Peki, kan şeker dengemizin yerinde olduğunu nasıl anlayacağız? Sadece açlık-tokluk kan şekerimize bakarak hatta onun vazgeçilmez yol arkadaşı sayılan “açlık ve tokluk insülin seviyeleri”ni araştırarak kan şeker dengemiz hakkında fikir sahibi olabilmemiz yeterli ve güvenli midir? Maalesef hayır! 🙄