Kanlı bir feminizm destanı
Alabildiğine sıcak bir ortamda karşı dairedeki yakışıklı fotoğrafçının davetini kırmayıp evine giden ve burada hayatları değişen üç kadın... ‘Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi’nden hatırladığımız ve en son ‘Emmanuelle’de izlediğimiz Noémie Merlant’ın yönettiği ve kadrosunda da olduğu ‘Balkondaki Kadınlar’ sert tonlara sahip bir #MeToo öyküsü anlatıyor.
Marsilya’da bitmeyen bir sıcaklığın hâkim olduğu bir yaz... İnsanlar mütemadiyen serinlemeye, bir gölge altında dinlenmeye çalışıyor, herkes balkonlarda. Öte yandan bir kadın, kendisini sürekli taciz eden kocasını öldürüyor. Kamera bu cinayet mahalinden uzaklaşıp komşularına uzandığında yazar olmak için çabalayan ve kendisine konu arayan Nicole’le aynı evi paylaşan çevrimiçi seks işçisi Ruby’yi tanıyoruz. Daha sonra onlara, kocasından sıkılmış, canlandırdığı Marilyn Monroe’nun görünümünü set sonrasına da taşıyan oyuncu Élise katılıyor. Bu üç sıkı arkadaşın ortamdaki eğlencesi karşı balkondaki yakışıklı fotoğrafçı Magnani oluyor. Bu genç aslında Nicole’ün yazmayı düşündüğü roman karakteri ve genç kadın, Magnani’ye platonik bir biçimde âşık. Élise arabasını park ederken fotoğrafçının aracına çarpıyor ve aralarında ilk muhabbet başlıyor... Magnani gece onları dairesine davet ediyor ve küçük çaplı bir partinin işaret fişeği yakılıyor. Ama sonrasında işler sarpa sarıyor, sabaha vardıklarında ortaya bambaşka bir manzara çıkıyor...