Büyük şirketlere bir iletişim tavsiyesi
Büyük şirketler, holdingler ve liderler, uzun yıllardır “algı yönetimi” konusuna mesafeli duruyor. Çoğu, bir basın danışmanı ya da iletişim departmanı oluşturarak her şeyi çözebileceğini düşünüyor. Bir kriz çıktığında birkaç basın bülteniyle durumu kontrol altına alabileceklerine inanıyorlar.
Ama gerçek böyle değil.
Dünyada işler değişti. Bugün, iletişim ve algı yönetimi sadece bir departmanın ya da bir ajansın işi değil. Bu, doğrudan liderlerin, şirket yönetimlerinin ve en tepedeki karar vericilerin sorumluluğunda.
Amerika’nın en büyük şirketlerine, uluslararası dev markalara bakın... Yönetim kurullarında artık sadece finansçılar, hukukçular, yatırımcılar yok. Aynı zamanda iletişimi yönetecek güçlü isimler de var. Çünkü biliyorlar ki, ne kadar büyük bir şirket olursanız olun, ne kadar iyi bir ürün üretirseniz üretin, ne kadar güçlü bir finansal tabloya sahip olursanız olun; doğru iletişim kuramıyorsanız, algıyı yönetemiyorsanız, krizleri iyi yönetemiyorsanız, uzun vadede başarılı sayılmanız imkansız.
Türkiye’de ise ne yazık ki hala basın, medya, halkla ilişkiler ve iletişim, şirketler için sadece bir “bölüm” olarak görülüyor. Üst yönetim seviyesinde, yönetim kurullarında bu alanın temsilcileri çok nadir bulunuyor.