Kadınlar ve sanat üzerine iki yazıdan seçmeler:
“Esin Perilerinin Yaratıcı Güce Ulaşma Serüveni ve de Kadın Bestecilerin Bitmeyen Çabası.”
Aydın Büke
Mitolojideki tanımlamalara karşın, tarih boyunca kadınlar yaratıcı sanatçı olmak için büyük mücadele vermiş, yalnızca ilham veren esin perileri olarak kalmak istememişlerdir.
Büke, bu yazısında başta filozoflar olarak erkeklerin kadın yaratıcılığını görmezden geldiğini belirtmektedir.
Büke, şu tespiti yapıyor:
“Bu kayıtta yapıtları yer alan 19. yüzyılda dünyaya gelen dört kadın bestecinin yaşam öyküsü birbiriyle pek çok yönden benzerlikler gösteriyor.
İstanbul’da da çalan Cécile Chaminade (1857 – 1944) için George Bizet, ‘ Küçük Mozart‘ diye söz etmiştir.”
Fatmagül Berktay’ın yazısının başlığı:
“Kadınlar için yaratmak bir meydan okumadır.”
Berktay, yazısında kadınların müzik dünyasındaki çabalarının tarihini işliyor.
Babalarının müzik konusundaki yeteneklerini nasıl karşıladıklarını yazıya getiriyor.
Berktay yazısını şöyle noktalıyor:
“Ne var ki kadınlar yarattıkça, yazdıkça güçlerinin ve özgürleşme arzularının bilincine daha çok vardılar. Sanat aracılığıyla kendini ifade etmek, dayatılan sessizliğe son verip kendi adını kendi koyabilmek, kadınlık durumunu insanlık durumuyla ilişkilendirmek anlamına geliyordu. Dolayısıyla kadın kurtuluş hareketleri, kadınların özel insanlıklarına sahip çıkma uğrundaki kollektif bir çaba olarak değerlendirilebilinir. 19. yüzyılda başlayan ve giderek güçlenen bu kollektif hak mücadelesi 20. yüzyılda önemli yasal/siyasal kazanımlara yol açtı. Ama günümüz koşullarının da ortaya koyduğu gibi, kadınların özgürleşme mücadelesi hiç bitmeyen ve sürekli olarak yeniden kazanılması gereken bir süreç. İnsanlığın özgürleşme yolunun çok uzun ve engebeli olduğu açık ama bütün zorluklara rağmen yaratmaya cesaret ederek kadınlara çok şey borçluyuz.”