Literatürde ‘eleştirel düşünme’ (critical thinking) insanın her tür bilgiyi derinlemesine değerlendirip bulgularına göre karar vermesi yönündeki süreci ifade ediyor. Öğrenme sürecini karakterize eden unsurlar arasında bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez (fikirleri birleştirme) ve değerlendirme adımları var. Bu nitelikleriyle eleştirel düşünme, bilgiyle çalışan insanlara gerekli olan temel zihin kasını ifade ediyor. Bu perspektiften bakınca yapay zekâ, tam da desteklemek için kullanıldığı kabiliyeti zayıflatır görünüyor. Araştırmada yapay zekâ araçlarını kullanan kişilerin aynı görev için daha az çeşitli sonuçlar ürettiği ve bunun eleştirel düşünmenin azalmasıyla ilişkili olduğu da belirtilmiş. Zaman baskısı altındaki çalışanların yapay zekâdan destek alırken daha az eleştirel düşündüğü, risk oranı yüksek işlerde çalışanlarınsa yapay zekâ çıktılarının kalitesine daha fazla dikkat ettiği gözlemlenmiş. Yani iş yetiştirmek için kullanımı daha fazla düşünce tembelliğine yol açarken çalışanların sorumluluk payı ve riskler arttıkça tembelleşme de azalıyor.
Araştırmacılar bu durumu ‘bir otomasyon ironisi’ olarak nitelendiriyorlar: “Rutin görevleri mekanikleştirip istisnai durumları insana bıraktığınızda, kullanıcıların muhakeme yapma ve bilişsel kaslarını güçlendirme fırsatlarını elinden alırsınız. Bu da beklenmedik durumlar ortaya çıktığında yetersiz kalmalarına neden olabilir.” Peki, tüm bu hadiseyi yapay zekânın insanları aptallaştıracağı şeklinde yorumlayabilir miyiz? Fikrime göre doğal seçilimin yani evrimin kendini göstereceği bir senaryoyla karşı karşıyayız. Yapay zekâ az nitelik gerektiren işlerde çalışan bir insanı tembelleştirerek ona daha az ihtiyaç duyulan bir ortam yaratabilir. Kişi ya niteliklerini geliştirme ya da işini kaybetme seçenekleri arasında kalır. Daha kabiliyetli ve kendini geliştiren, sorumluluk alabilen bireylerse sezgilerini yapay zekânın çıktılarını ve çalışma biçimini değerlendirecek şekilde geliştirebilir ve üstün güçler kazanabilirler.