Özgül Öğrenme Güçlüğü, dil becerilerinde (heceleme ve okuma gibi) veya çözümleme becerilerinde zorluk yaşayan çocukları etkiliyor. Okul çağındaki çocuklardaki görülme sıklığı %5-14, yetişkinlerde görülme sıklığı ise %4 olan bu bozukluk, erkek çocuklarda kız çocuklara göre daha yaygın. Genelde,
Okuma güçlüğü (Disleksi)
Yazılı anlatım güçlüğü (Disgrafi)
Matematik güçlüğü (Diskalkuli)
olarak üç başlıkta ele alınan Özgül Öğrenme Güçlüğü; çoğunlukla çocukların ilkokula başladıkları dönemde, okuma yazmada yaşanan zorluklarının ortaya çıkması ile fark ediliyor. Ancak okul öncesi dönemde de bu bireylerde dil gelişimi, dikkat, motor gelişim konularının yanı sıra; sosyal ve duygusal alanda da bir takım sorunlar yaşanabiliyor. Bu belirtilerin aileler ve uzmanlar tarafından doğru değerlendirilip ele alınması, tanı ve uygun tedaviye başlanması açısından büyük önem taşıyor.
Özgül Öğrenme Güçlüğü ile ilişkili belirtiler, araştırmacılar tarafından 1800’lü yılların ikinci yarısında tanınmaya başlandı. Başlangıçta beyin hasarı sonucu okuma, dili kullanma ve kendini ifade etme becerilerinde kayıp ile giden nörolojik bir tablo olarak tanımlanmış ve bunun sonradan kazanılan bir sorunlu durum olduğu varsayılmıştı. Alman Profesör Kussmaul, 1877’de görme ve konuşma sorunu olmayan ve zihinsel kapasiteleri yeterli olduğu halde okuyamayan kişiler için ‘kelime körlüğü’ terimini kullanmış; ardından gelen araştırmacılar da benzer terimleri benimsemişlerdi. İleriki yıllarda da bozukluğun sadece sonradan meydana gelen hasarla değil, doğuştan gelen nedenlerle de olabileceği belirtilerek; “konjenital kelime körlüğü” terimi kullanılmıştı.