Sene 2010
Şefika Hanım ile dönem bestecilerini konuşurken bir ara Mozart’ın kova burcu olduğu bilgisini veriyor… Gülerek, “Her şeyi çok yönlü araştırırım” diyor: “Müzisyenlerin daha ‘insani’ yanları da anlatılmalı; yaşadıkları dönemler, huyları, mutlulukları, acıları… Handel ve Bach aynı dönemde yaşamışlar. Elektrik olmadığından besteleri geceleri ay ışığı altında veya titrek mum ışığıyla yazarlarmış. Bu sebeple ikisinin de gözleri bozukmuş. Ölüm sebepleri de aynı; steril olmayan koşullarda ameliyat. Ruh halime göre bazen Bach bazen Vivaldi bazen Âşık Veysel dinliyorum. Besteci o eseri yazdığı zaman hangi duygu ile yazmış öğrenmek istiyorum ki empati kurarak dinleyeyim…”
BİZDE NEFES KUTSALDIR
Flütün kültürümüzde nasıl bir yeri var? Yanıtı: “Anadolu kültüründe nefesin kutsallığını halkımız bilir; tasavvufta kullanılmıştır. Alevi-Bektaşi kültüründe, Mevlevihanelerde, türkülerde… Kırsalda kaval çobanın bir numaralı yoldaşıdır. Nefesin içinde geçmiş yaşantılarımız gizlidir. Parmak izi gibi kişiye özeldir, herkesinki farklıdır. Aynı flütten aynı parçayı siz çalınca farklı ben çalınca başka ses çıkar. Bütün negatif duygularımdan arınıp sahneye çıkmak isterim ki izleyiciye saf mutluluk ve şifa enerjileri verebileyim, kapalı gönülleri açabileyim.”
EŞİMLE ‘BÜTÜN ELMA’ OLDUK
Kutluer, hayatındaki en büyük lütfun anne babası olduğunu söylüyor. Kariyerinin ilk yıllarından itibaren ikinci mucize de eşi Refik Kutluer olmuş: “Yaşamımı çoğunlukla müziğe göre ayarladım. Bu yolda bana eşim çok destek oldu. Benim duygusallığımla onun dünyeviliği bir araya gelince iki yarı birleşip tam elma olduk.”