Ben de amatör bir udi olarak bazı çalışmalar için İstanbul Radyoevi’nin alt katındaki kafeteryaya giderdim. O imkânı bana rahmetli Cüneyd Orhon sağlamıştı. O zaman da notaları Cüneyd Orhon’un Kadıköy’deki fotoğraf stüdyosundan alırdım.
Canlı yayın döneminde stüdyolarda saz ve ses sanatçılarını dinlerdim.
Unutamadığım derslerden biri de besteci Fehmi Tokay’ın olduğu provaydı. Bir bestesinin doğru okunuşunu söylüyordu.
Besteyi hâlâ hatırlarım:
“Terk et beni artık yetişir, sende vefa yok.”
Uzatmaların olmadığını belirtiyordu.
Ses sanatçısına bestecinin eşlik etmesi ailemle gittiğim konserlerde en çok zevk aldıklarımdı.
Küçük Çitlik Parkı’nda Selahattin Pınar’ın bestelerini söyleyen Sabite Tur Gülerman’a tanburuyla eşlik etmesiydi.
Bestecilerin birçoğuyla buluştuğum yer Şamlı İskender nota eviydi.
Selahattin Pınar’ın bazı notalarını orada ona imzalattım. Nuri Halil Poyraz’la da orada karşılaştım.
Tanburi Cemil Bey’in besteleri eski yazı ve Fransızca orada bulunurdu.
Muhsin Ertuğrul evindeki konuşmamızda bir gün bakın ne demişti?
“Bir gün kulağınıza kötü bir müzik çalınır, günün çok dinlenen bir parçasıysa evde çalışırken birden onu mırıldanmaya başlarsınız.”
Müziğin sevilmesi, yaygınlaşması için de dernekler vardı; bunun en önemlisi Filarmoni Derneği idi.
Müzik ilgi ve bilgi ister, yazımı böyle noktalıyorum.