Doğruları söylemekte, şeffaf olmakta, iyi bir iletişim kurmakta...
İtibar sadece geçmişte yapılanlarla da korunmaz. Bugünü ve yarını da düşünmek gerekir.
Yani itibarı son nefese kadar bir sınav olarak kabul edin.
Bugün birçok şirketin, liderin, markanın en büyük hatası, itibarı bir “reklam kampanyası” sanması.
Ama gerçek öyle değil.
İtibar, en zor günde kim olduğunla ilgilidir.
En büyük sınav, kriz anında verilir.
Ve bu sınavın notunu, tarih verir.
Yani, itibar bir proje değil.
İtibar, karakterdir.
Bir tavsiye…
BÜYÜK şirketler, holdingler algı yönetimini bence hafife alıyorlar. Bir basın danışmanı ya da iletişim danışmanı koyarak süreçleri yönetebileceklerini düşünüyorlar.
Ama size bir haberim var.
Amerika’nın devleri, uluslararası büyük şirketleri yönetim kurullarına iletişimi yönetecek güçlü isimleri yerleştiriyorlar.
Yani yönetim kurullarında itibarı, algıyı, iletişimi, sosyal projeleri yönetecek isimler artık yer alıyor.
Biliyorum; Türkiye’de hala basın, medya, iletişim, halkla ilişkiler bir birim gibi görülüyor.
Ama hiç unutmayın.
Öyle bir dünyadayız ki artık...
Ne yaparsanız yapın, ne üretirseniz üretin; iyi anlatmazsanız, iyi iletişim kurmazsanız, krizleri iyi yönetemezseniz başarılı sayılmıyorsunuz.
Nokta...
Öze dönebilmek
yereli korumak
ÇEŞME’nin Belediye Başkanı Lal Denizli, göreve gelir gelmez herkesin hoşuna giden bir slogan kullandı.
“Çeşme, Alaçatı için öze dönüş zamanı.”
Bu cümle, Çeşme severler için tam anlamıyla bir heyecan kaynağı oldu. Çünkü Türkiye’nin turizmde önemli markaları var ve buraları korumak, planlı gelişmesini sağlamak hepimizin sorumluluğu.
Ben de aynı görüşteyim.