Bundan beş yıl önce İdlib’de şehit olan 34 askerimizi hatırlarken...
Akşam saatlerinde başlayan bu saldırıda, İdlib’de M-4 otoyolunun 10 kilometre kadar güneyinde Balyun köyü civarında intikal halindeki bir Türk askeri konvoyu hedef alınmıştı.
Savaş uçaklarının saldırısı üzerine, konvoydaki askerler araçlarını terk edip çevredeki evlerde, binalarda mevzi alıp savunma düzenine geçmişti. Uçaklar birbiri ardına gerçekleştirdikleri saldırılarla bu kez askerlerin mevzi aldıkları yapıları bombalamıştı.
Bu saldırılarda toplam 34 Türk askeri hayatını kaybetmiş, ayrıca çok sayıda asker yaralanmıştı.
Konunun en rahatsız edici taraflarından biri, Türk askeri konvoyunun İdlib’de saldırıya uğradığı yoldan geçeceği bilgisinin, iki ülkenin askeri makamları arasında işleyen haberleşme mekanizması üzerinden önceden Rus askeri makamlarına iletilmiş olmasıydı.
İntikal halindeki askeri birlik, Türkiye, Rusya ve İran arasındaki Astana mutabakatıyla ‘çatışmasızlık bölgesi’ ilan edilen İdlib’de, TSK’nın bu mutabakat çerçevesinde kurduğu askeri gözlem noktalarına takviye yapmak üzere görevlendirilmişti.
Bir bu kadar düşündürücü yönü daha var olayın. İlk sortilerden hemen sonra Rusya tarafına saldırının durdurulması yolunda yapılan uyarılara rağmen, saldırı devam etmişti.
Üstelik, bu sırada Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev Ankara’da Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal (halen Washington Büyükelçisi) ile toplantı halindeydi.