Dönemin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, hadiseden sonra “Birliklerimizin bulunduğu yerler önceden Rusya Federasyonu’nun sahadaki yetkilileri ile koordine edilmesine rağmen bu saldırı gerçekleştirilmiş, ilk atışa müteakip bir kez daha uyarı yapılmasına rağmen maalesef saldırı devam etmiştir” açıklamasını yapacaktı.
Yaşanan bir diğer vahim durum, olay yerine yaralıları almak üzere Hatay’dan gönderilen
ambulansların da aynı savaş uçakları tarafından vurulmasıydı.
Saldırının meydana geldiği yer, Hatay’dan Suriye’ye açılan Cilvegözü sınır kapısının kuş uçuşu yaklaşık 65 kilometre kadar güneyindedir.
Saldırı gecesini kaplayan kriz ortamı içinde sorumluluğunun doğrudan Esad rejimine atfedilmesine karşılık, ertesi günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu konuda olağanüstü gündemle düzenlenen oturumunda olayın bütün boyutları ortaya çıktı.
Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’ne yaptığı bildirim, saldırıya Rus savaş uçaklarının da katıldığını gösteriyordu.
Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu, Konsey’de yaptığı konuşmada, olay hakkında bilgi verirken “Radar izlerine göre Rus ve Suriye uçakları görev kolu düzeninde uçmuşlardır” dedi.
Rus ve Suriye savaş uçakları Rusların kontrolündeki Lazkiye’ye bitişik Hmeyhim üssünden kalkmışlardı. Ayrıca, İdlib’in hava sahasının kontrolü de bu üste faaliyet gösteren harekât merkezi üzerinden doğrudan Rus Hava Kuvvetleri’nin sorumluluğundaydı.