Büyükelçi Sinirlioğlu, konuşmasında ayrıca ilk saldırıdan sonra yapılan uyarılara rağmen saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, hadisenin toplam “beş saat” sürdüğünü de açıkladı.
Bir diğer önemli nokta, Sinirlioğlu’nun önceden konvoyun konumuyla ilgili yazılı koordinasyon yapıldığını hatırlatarak, “Konvoy o sırada bölgede tek başına olduğu için, bundan mantıken kasıtlı bir şekilde hedef alındığı sonucu çıkar... Bu, Türkiye’ye karşı kasıtlı bir saldırganlık eylemiydi” şeklinde konuşmasıydı.
Bu olayın neden yaşandığı sorusunun arka planına bakarsak... Saldırının gerisinde İdlib’in çatışmasızlık bölgesi ilan edilmesine karşılık, Esad rejiminin bu bölgeyi silahlı muhalefetten geri almak için Rus savaş uçaklarının desteğiyle giriştiği askeri harekât yatıyor.
Buna karşılık, İdlib’de en az 2 milyonu yerinden edilmiş kişiler olmak üzere 3 milyon dolayında bir sivil nüfusun yaşamakta oluşu, Türkiye açısından hassas bir durum yaratıyordu. Rejimin M-4 yolunun kuzeyine çıkarak İdlib’i ele geçirmesinin, Türkiye’ye doğru büyük bir göç dalgasını tetiklemesi muhtemeldi.
Kuşkusuz, Suriye’de ucu açık bir şekilde sürmekte olan gelişmeler önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye devam edecektir.
Ancak, Suriye’ye odaklanırken bu ülkede geçmişte yaşananları da unutmamak durumundayız. Balyun saldırısı, Suriye’de 14 yıl süren iç savaşta Türkiye’nin tek başına en çok asker kaybı verdiği hadisedir. Bütün bu dönemin en üzücü olayıdır.
Bundan beş yıl önce İdlib’de meydana gelen bu hadisede hayatını kaybeden 34 şehidimizin hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.