Vurgulanması gereken önemli bir nokta şudur: USAID’nin desteklenmesi, ABD’de Kennedy döneminden bu yana 60 yılı aşkın bir süredir Demokratlar ve Cumhuriyetçiler’in partiler üstü bir anlayışla buluştukları bir büyük ulusal mutabakat konusuydu.
USAID’nin işlevsiz hale getirilmesinin ABD’nin küresel ölçekteki algısını olumsuz yönde etkileyeceğine şüphe yoktur.
Kurumun Demokrat Joe Biden döneminde direktörlüğünü yapan Samantha Power, geçenlerde New York Times’da yayımlanan makalesinde, ABD’nin USAID’i işlevsizleştirmesinin uluslararası alanda yalnızca otokratların işine yarayacağını, Çin Halk Cumhuriyeti’ne küresel ölçekte geniş bir etki sahası açacağını yazmıştır.
Yaşanan sarsıntının en önemli sonuçlarından biri de şu tespit olabilir. Başkan Trump’ın ve 400 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin insanı olan Elon Musk’ın, dünyanın dört bir tarafındaki muhtaç insanlara yapılan yardımları keserken gösterdikleri acımasızlık, kötülüğü küresel ölçekte yeniden tanımlayan bir durumdur.
Belki de “kötülüğün ötesi”nin tanımlandığı bir eşikte durmaktadır bu ikili.