Haldun Taner’den seçmeler
Hangi türde yazarsa yazsın Haldun Taner bir yazı ustasıdır. Öyküleri, oyunları, gazete makaleleri bilgi ile zekânın eşsiz işbirliğini yansıtırlar.
Konuşması da aynı etkileyiciliği, aynı ustalığı taşır.
İroninin günlük hayattaki dozunu, zekâ ile bezenişini onda bulursunuz.
Milliyet’ten buluştuğumuz Markiz Pastanesi’ne geldiğinde yolda bir öykü yazmıştır. Siyasetin kabalığa, hoyratlığa düşmeden de anlatılacağını, yazılacağını hepimiz ondan öğrendik. Yönettiğim dergiye yazısını nereye bırakırdı? Şaşıracaksınız Kadıköy vapurunun karşısındaki işkembeciye. Gerçek tevazu ondadır, böbürlenmenin gülünçlüğünü yazar.
Has bir okuru vardır. Yıllar önce İstanbul Devlet Tiyatrosu ‘yazar günleri’ yapardı, ben de danışma kurulunda idim. Taksim’deki sinemada düzenlenen geceye nerdeyse biz konuşmacılar giremeyecektik, kulise gelenler sokağa taşmıştı.
Yazdığı kabareler, o türün ne olduğunu ispatladı.
Nasıl mı?
Metin Akpınar-Zeki Alasya ile birlikte her akşam tiyatroya gelirdi, neden?
Seyircinin en çok neye güldüğünü not eder, ona göre değişiklik yapardı. Haldun Taner’in eşi Demet Taner ile Halil Tekiner’in hazırladığı ortak bir kitap, yazarı bir kez daha okumanızı sağlayacaktır: