PEKİ ANİ ÖLÜMLER ÖNLENEBİLİR Mİ
Önce şu bilgiyi net ve açık olarak beynimize adeta kazıyalım: Yakın bir zamana kadar sadece bizde değil dünya genelinde de “kaderci bir yaklaşımla” ele alınan ve “şansızlık vesaire gibi” anlamlarla eşleştirilen ani ölümler önlenebilir bir sağlık meselesidir. Ani ölümler de başka pek çok hastalık gibi “önlenebilir ve tedavi edilebilir” sağlıksal bir problemdir. Kalp damarlarında oluşan pıhtılar neticesinde kalbin ihtiyacı olan kan miktarı karşılanmadığı durumlarda ilk ortaya çıkan sorun ise “ölümcül aritmiler” yani “kalp ritim bozukluğu” meselesidir. Bilimsel veriler de bu bilgiyi doğruluyor. Araştırmalar ani kalp ölümlerinin yüzde 80’inin kalbi besleyen damarlardaki darlıklar ve tıkanmalar neticesinde oluştuğunu gösteriyor. Biraz geriye doğru gidildiğinde bu nedenle kaybettiklerimizin çoğunda aslında “gözden kaçmış, varlığı bilinse de dikkate alınmamış, önemsenmemiş, ihmal edilmiş, kontrol altına alınmamış” bir “insülin direnci, kilo sorunu/obezite, kolesterol yüksekliği, tansiyon yüksekliği, kan şekeri yüksekliği, hatta bilinen bir kalp hastalığı sorunu” olduğu anlaşılıyor. Ve yine çoğunun hayat hikâyesinde “sigara, alkol, uyku apnesi ve horlama dahil uyku sorunları, fazla kiloluluk, yüksek ve yönetilemeyen aşırı stres problemi” gibi SAĞLIK BOZAN NEDENLER tespit ediliyor.