Canlı ama ruhsuz bir varlıkla ilişkimiz, ondan bir kesitin alınıp insana eklenmesi fikri kulağa nasıl geliyor? İlk duyuşta rahatsız edici bir fikir olabilir fakat tavsiyem, o duygunun içinde çok kalmayın. Zira organ bağışı için bekleyen uzun sıralar, ilaç yapımı için harcanan hayvan yaşamları, basit dokuların bile elde edilmesinin güçlüğü ve dahası, ‘insanın yedek parçası olsa nasıl olurdu’ düşüncesini makulleştirmeye başlıyor. MIT’nin haberine göre güncel medikal çalışmalarda, kök hücrelerden insan embriyosunun ilk aşamalarına geçilen ilerlemeler kaydedilmiş. Diğer yandan yapay rahim teknolojisindeki gelişmeler, bu tasarıyı hayata geçirme ihtimalini kuvvetlendiriyormuş. Kök hücreden gelişen embriyoların yapay rahimlerde inkübe edilmesiyle tamamen insan bedeni dışında büyütülmüş bir ‘bedenoid’ yaratma vizyonu, fantezi olmanın ötesine geçebiliyor. Hiçbir bilinç emaresi göstermeyen, acı çekmeyen, hissi olmayan beden organizmasının desteğiyle tıp biliminin birçok temel sorununun aşılabileceği düşünülüyor.
Konuyu imgeledikçe, tam aynı olmasa da ‘Matrix’teki sıvı içinde yatan insan pod’larını düşünmeden edemiyorum. Elbette o bedenin nasıl hayatta tutulacağını kestirmek için henüz erken. Bu teknoloji
günün birinde gerçek olur mu,
garantisi yok. Gerçekleşirse birçoklarını etik olarak zorlayacağı, herkesin midesinin kaldırmayacağı kesin. Fakat böyle bir realitenin içine doğmuşsanız, pekâlâ normal gelebilir. 300 yıl sonra doğan biri, bir organı değişmesi gerektiğinde hastanelerin sunduğu yedek parçayı kullanmak için tereddüt etmez.