İzmir, iki kere EXPO’ya aday oldu.
İkisini de kazanamadık. Ama aslında kaybetmedik de.
Çünkü bu şehir o süreçte çok şey kazandı.
Kendini anlattı; dünya ile konuştu, hayal kurmayı öğrendi.
Ama en önemlisi şuydu: İzmir ilk kez, küresel sahnede büyük oynamayı denedi.
Bugün geriye dönüp baktığımda hâlâ aynı şeyi düşünüyorum.
İzmir yeniden EXPO’ya aday olmalı.
Belki pandemiyle birlikte EXPO’nun parıltısı biraz solmuş gibi görünüyor.
Belki artık dijital fuarlar, sanal sergiler daha fazla konuşuluyor.
Ama unutmayın...
Dünyanın hâLâ birlikte düşüneceği, bir araya geleceği, geleceği konuşacağı fiziksel alanlara ihtiyacı var.
EXPO bu ihtiyacın adı.
Ve İzmir bu fırsatı tekrar hak ediyor.
Hatırlayın... İzmir’in 2015 EXPO’sunda önerdiği tema neydi?
“Herkes için sağlık.” Bugün bu temayı duyduğumda içim ürperiyor.
Çünkü dünya, o temanın ne kadar kritik olduğunu acı bir şekilde gördü.
Pandemiyle, maskelerle, kapanan sınırlarla, yetersiz sağlık sistemleriyle.
Yani o gün seçilen tema, bugün çok daha güçlü.
Daha güncel, daha evrensel, daha anlamlı.
İzmir’in önerdiği tema, bugün artık bir insanlık meselesi.
Madalyonun bir
diğer yüzü de var O da… EXPO adaylığı sadece bir organizasyon başvurusu değil.
Bir şehir için kimlik inşasıdır. Bu yarışa giren şehirler; kendini yeniden tanımlar. Altyapısını güçlendirir. Kent vizyonunu yeniler. Dünyaya, “ben buradayım” der.
Bakın Dubai’ye, Milano’ya, Şanghay’a...
EXPO onlar için sadece altı aylık bir sergi değil, yeni bir vizyonun başlangıcıydı.
İzmir bu deneyimi yaşamalı.
Şimdi yapılması gereken şey belli.
O tecrübeyi, yeni bir vizyonla birleştirip yeniden yola çıkmak.
Türkiye’nin batıya açılan kapısı olarak İzmir, EXPO gibi bir organizasyonu çok daha fazlasıyla taşıyabilecek kapasitede.
Şehir büyüdü. Fuarcılık gelişti. Altyapı güçlendi.
Ve en önemlisi, dünya artık sağlık temalı bir EXPO’ya hazır.
Neden olmasın?
Bu sefer sadece bir şehir olarak değil, pandemi sonrası bir dünyaya söyleyecek sözü olan bir medeniyetin temsilcisi olarak.
Çünkü bu hikâye yarım kaldı.
İnsan isyan
edesi geliyor YETER artık. Mattia Ahmet Minguzzi'nin bıçaklanarak öldürülmesi hepimizi derinden üzmüştü.
O gencecik çocuğumuzu sonsuzluğa uğurlamıştık.
Ailesinin tehdit edildiği haberleri de medyaya yansıdı.
Şimdi de Minguzzi'nin Bakırköy'deki mezarı tahrip edilmiş.
İnsan isyan edesi geliyor.
Çocuğumuzdu o.
Ülkemizin göbeğinde, İstanbul’da bıçaklanarak öldürülen bir çocuk.
Ne yaptığı, ne düşündüğü, nereye gittiği değil artık mesele...
Bir çocuğu koruyamadık.
Bari hatıraları koruyalım.🤨