Turizmde bugünün kazancı yarının krizi olabilir
“TURİST istemiyoruz” diyen bir İspanya var. Biz ne diyoruz?
Evet, biz daha çok turist istiyoruz.
Haklıyız da...
Çünkü Türkiye bir turizm ülkesi.
Otellerimiz yepyeni. Hizmet sektörümüz hızlıca toparlandı. İstanbul, Antalya, Bodrum, Kapadokya, Çeşme; dünya markası olmuş destinasyonlarımız var. Yani ev sahibiyiz, hazırız, gönüllüyüz.
Ama bir de İspanya var. Artık turist istemiyor.
Barselona sokaklarında, “Airbnb’yi mahallelerimizden çıkarın” diye bağıran insanlar vardı.
Tenerife’de insanlar açlık grevi yaptı. Su tabancalarıyla turist kovaladılar. “Otel yapmayın” dediler. “Artık bıktık” dediler.
Neden mi?
Çünkü konut fiyatları uçtu. Yerli halk ev bulamaz oldu. Kimi arabasında, kimi mağarada uyuyor.Kocaman ekonomide turizm büyürken, yerel halk küçüldü.
Şimdi bu yazıyı niye yazıyorum?
İspanya’nın düştüğü hataya düşmeden büyüyelim.
Bugün turistten şikayet eden İspanya, dün “daha fazlasını istiyoruz” diyordu.
Şimdi bakın... Yüz binlerce kişi sokakta. Barselona belediyesi turist dairesi ruhsatlarını tamamen iptal ediyor. Hükümet yabancıya ev satışını yasaklamayı düşünüyor. Ve halk isyanda.
Yani mesele şu; sadece turist çekmek yetmiyor.
Plan lazım. Strateji lazım. Dengeli kalkınma lazım.
Evet, Türkiye güzel bir ülke. Cennet gibi koylarımız, yüzyıllık kültürlerimiz, misafirperver insanlarımız var. Bu turizm potansiyeli ziyan edilmesin.
Bugün “Hoş geldiniz” derken, yarın “Yetti artık” dememek için bugünden ders almalıyız.
Turizmi halkla birlikte, halk için planlamazsak...
Bugünün kazancı, yarının krizi olur.
Tıpkı İspanya gibi...
Biz bu hatayı
aslında Alaçatı’da yaptık
ASLINDA bu hatayı biz daha önce yaptık.
Nerede mi?
Alaçatı’da.
Bir zamanlar herkes Alaçatı’ya hayrandı.
Taş evleriyle, sokaklarıyla, havasıyla, ruhuyla bambaşka bir yerdi.
İstanbul’dan, Ankara’dan insanlar akın akın gelip ev aldı. Kimisi sadece yazın geldi. Kimisi yıl boyu yaşamaya başladı.
Ama kısa sürede Alaçatı, Türkiye’nin herhangi bir turistik ilçesine döndü.
Gürültü arttı. Trafik patladı. Mekanlar zincirleşti. Taş evlerin yanına apartman ruhlu butik oteller dikildi. Alaçatı’nın eski haliyle uzaktan yakından alakası kalmadı.
Alaçatılılar da artık, “Bu kadar turizm fazla” diyor.
“Eski Alaçatı kalmadı” diyor.
“Çöpümüz toplanmıyor, suyumuz yetmiyor, gürültüden uyuyamıyoruz” diyor.
Yani? Tıpkı Barselona gibi... Tıpkı Tenerife gibi... Tıpkı İspanya gibi...
Turizm yanlış yönetilirse, yerli halkla turist karşı karşıya gelir. Ve bir yerde çatışma başlar.
Ekonomik kazanç kısa vadede tatmin eder ama uzun vadede sosyal huzuru bozar.
İşte İspanya, şimdi bu bedeli ödüyor. Halk, “Yeter artık” diye bağırıyor. Hükümet turist evi ruhsatlarını iptal ediyor. Yabancılara ev satışını yasaklamayı düşünüyor.
Turizm çalışanları grev tehdidinde... Biz bu hatayı aslında Alaçatı’da yaptık