İyi yaşlanmaya bakın. İyi yaşlanabilmek de hayatın pek çok alanında olduğu gibi biraz istek, samimiyet, biraz dikkat, süreklilik ve kararlılık, biraz da anlayış ve bilgi birikimi ister.
Pek çok ünlü yazarın neredeyse yüzyıllar önce vurguladığı gibi. İyi yaşlanmanın da bir değil birçok yolu, yordamı vardır. Hatta bazı önemli düşünürlere göre “İYİ YAŞLANMAK DA BİR ÇEŞİT SANATTIR”.
İyi yaşlanmayı becerebilme meselesi ise özellikle küresel yaşın ortalama yaşın 70’li, ülkemizdeki ortalama yaşam süresinin ise 80’li yaşları kucakladığı günümüzde daha da önemli bir ayrıntıdır. İyi yaşlanan biri biriktirdiği tecrübelerden ve hayat imbiğinden geçirdiği yaşanmışlıklardan oluşan dersler nedeniyle toplum için aslında önemli bir kazançtır. Zaten böyle olduğu için de bizim geleneğimizde “aksakallı büyükler” ve “Dede Korkut’lar” vardır. Şimdi kaldı mı bilmiyorum ama benim çocukluğumda köylerde seçimle gelen muhtarlara yol gösteren “İHTİYAR HEYETLERİ”nin oluşturulması da muhtemelen bundandır. Ne var ki kötü yaşlanan
biri kendisi için de ailesi ve içinde yaşadığı toplum için de -maalesef- problem ve yük olmak durumundadır. Bu nedenle hepimizin özellikle elimizdeki ülke istatistiklerini 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfus içindeki payının yüzde 10’ları geçtiğini gösterdiği bugünler itibariyle iyi yaşlanma meselesine biraz daha kafa patlatması şarttır.