OECD’YE GÖRE EĞİTİM MALİYETİNİ EN ÇOK HANE HALKI ÜSTLENİYOR
- Türkiye’de temel eğitim ve ortaöğretimde hane halkının üstlendiği eğitim maliyeti OECD ortalamasından yüksek.
- Türkiye’de temel eğitim harcamalarının yüzde 18.8’i hane halkı tarafından karşılanırken, OECD ortalaması yüzde 5.3.
- Türkiye’de ortaöğretim harcamalarının yüzde 18.3’ü hane halkı tarafından karşılanırken, OECD ortalaması yüzde 7.1.
- Türkiye’de eğitim finansmanında hane halklarına düşen yük, Avrupa İstatistik Ofisi’nin Ocak 2025 verilerine göre yüzde 99.9’a ulaşan yıllık eğitim enflasyonu (eğitim harcamalarındaki yıllık fiyat artışı) ile daha da derinleşti.
OKUL DIŞI KALAN ÇOCUKLAR
- Türkiye’de 612 bin 814 çocuk zorunlu eğitimde olmasına rağmen okulda değil.
- Bu sayı, bir önceki yıla göre yüzde 38.4 artış göstererek, son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Rapordaki bu verilerden yola çıkarak, eğitim harcamalarının öğrenciyi öncelikleyen şekilde yeniden ele alınması gerekiyor. Diğer yandan hem dünya hem de Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri gözönünde bulundurursak, bu yükün hane halkından çok devlet tarafından üstlenilmesi gerektiğine şüphe yok. Bunu yaparken de temel hedefin mutlaka çağa uygun ve kaliteli bir eğitim sürecinin belirlenmesine dikkat edilmesi gerekiyor. Bu nedenle raporun öneriler bölümüne de yer vermek isterim:
EĞİTİM SİSTEMİ İÇİN ÖNERİLER
- Eğitim finansmanında sürdürülebilir modeller oluşturmak,
- Fırsat eşitliğini güçlendirmek,
- Politikaların odağına “nicelik” yerine “nitelik” kavramını koymak,
- Bilim eğitimini stratejik öncelik haline getirmek,
- Eğitim ile işgücü piyasası arasındaki uyumu artırmak,
- Bütüncül, uzun vadeli ve veri temelli eğitim politikaları geliştirmek bu yolda atılacak kritik adımlar.
- Küresel dinamiklerin hızla değiştiği günümüzde Türkiye’nin sahip olduğu büyüme potansiyelini heba etme gibi bir lüksü bulunmuyor.
Raporda Harvard Üniversitesi uluslararası kalkınma merkezinin ekonomik kompleksite görünüm endeksine 2022 yılına göre, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretime geçiş potansiyeli açısından dünya sıralamasında 1. sırada yer aldığı belirtiliyor. Ardından da “Gerekli dönüşümleri gerçekleştirdiği takdirde, küresel rekabet gücünü artırarak ekonomik sıçrama yapabilecek kapasiteye sahip olduğumuz ortadadır” tespiti yapılıyor. Tabii bunun gerçekleşmesi için en kritik faktör eğitim. Japonya, Güney Kore, Singapur ve İsviçre gibi yüksek ekonomik kompleksiteye sahip ülkelerin, eğitim sistemlerine yaptıkları uzun vadeli yatırımlarla başarıya ulaştıkları unutulmamalıdır.