- Buhran dönemi gibi kayıplar yaşandı.
- Halk politikayı satın almadı.
- Amerikan tahvilleri fırladı.
- Sermaye homurdanmaya başladı.
Tamam iyi de Trump devrim sözü vermemiş miydi?
Vergileri açıkladığı günü “Amerika’nın Kurtuluş Günü” ilan etmemiş miydi?
“Dayanın, zafer bizim olacak, geriye dönüp baktığınızda ‘Adam haklıymış’ diyeceksiniz” dememiş miydi?
Evet demişti...
Yine dönüp dolaşıp aynı yere geldik.
Ya Trump kafasındaki fikirleri altında çok bir temel olmadan, arkasında pek bir destek olmadan, önünde çok bir vizyon olmadan hayata geçiriyor.
Ya da Trump anlaşma sanatının kitabını yazıyor, kıvrak çalımlarla rakip ülkeleri bir sağa bir sola yatırıyor, bizim göremediklerimizi görüp, düşünemediklerimizi düşünüyor.
Beyaz Saray’a göre ülkeler anlaşma yapmak için sıraya giriyor, Trump’a göre liderler birbiri ardına arayıp Trump’ın “ardını” öpüyor.
Herkes Trump’ın peşinde ama Trump ise sadece “o”nun.
Şi beni arasın, Şi bana ulaşsın.
Haftalardır dilinde tüy bitti Trump’ın.
O telefon da bir gelmiyor.
Şi...
- Trump ne yaptıysa karşılığını verdi.
- Kışkırtmaya gelmedi.
- Kendini ağırdan sattı.
Ve sonunda Trump’a geri adımı attırdı.
Sizi bilmem ama... Trump’ın doğru başladığı maçta Şi’nin soğukkanlı futboluyla durum 1-0 olmuştur.😐