Bu kitaptaki mektupların büyük bölümü o kolilerde muhafaza edilen, 1954 yılından bu yana büyük bir özenle saklanan mektuplardan oluşmaktadır. Nuri Pakdil’in bu mektupları saklamasının amacı bir gün kitap olarak yayımlanmasını düşünmekten başka bir şey olamazdı.
15 Aralık 1954 yılında Nurullah Ataç’ın yazdığı mektupla başlayan kitabımız, tam 50 yıl sonra Ahmet Edip Başaran’ın 28 Kasım 2004 yılında Bursa’dan yazdığı mektupla bitiyor. Bu yönüyle bu kitaba “elli yılın mektupları” dense yeridir.
Kitapta her yaştan, her meslekten, her görüşten, her meşrepten kişilerin mektubu bulunuyor. Bu kitabı oluşturan mektuplar, Nurullah Ataç’tan Aziz Nesin’e, Mehmet Şevket Eygi’den Talat Sait Halman’a, Selim İleri’den Rasim Özdenören’e, Cahit Zarifoğlu’ndan Erdem Beyazıt’a, Enis Batur’dan Samim Kocagöz’e, Nedim Gürsel’den Behçet Necatigil’e, Sezai Karakoç’tan Fethi Gemuhluoğlu’na, Akif İnan’dan Necati Cumalı’ya uzanan geniş bir yelpazede 120 farklı kişiden, 450 şehirden ve başka başka ülkelerden gelmiş. Uzun, kısa, zengin, eğlenceli, anlamlı, esprili, sıcak, samimi 600 sayfalık bir kronolojik mektup destanı âdeta.
Bu kitap Nuri Pakdil’in yazarlık serüveninin başladığı 1950’li yıllardan başlayıp on üç yıllık suskunluk döneminin ardından Şubat 1997’de yeniden kitap yayınına başladığı tarihe kadar bir biçimde Nuri Pakdil’le yolları kesişmiş, onu şahsen ya da gıyaben tanımış, ondan mektup almış insanların mektuplarından oluşuyor bir bakıma.”
(Ketebe Yayınları)🤨