EBE LİDERLİĞİNDE EKİPLERE İHTİYAÇ VAR
Maçta açılan pankart sonrası konuştuğum, Doğasında Doğum Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydan Biri, Türkiye’de sezaryen oranlarının bu denli artmasının temelinde malpraktis baskısının önemli yer tuttuğunu belirterek, diyor ki: “Vajinal doğum sırasında yaşanan her komplikasyonda hekimin dava edilme riski, sezaryeni hekim için güvenli bir liman hâline getirmektedir. Tıbbi zorunluluktan çok hukuki bir korunma refleksi gibi. Yanı sıra bu artış, sistemin doğru işlememesiyle de doğrudan ilgili. Çünkü doğum, aylar süren hazırlık, dikkatli izlem, doğum sonrasına da uzanan destek, bilimsel kararlar ve
nitelikli bakım gibi birçok katmanı da içeren bir süreçtir. Dolayısıyla acilen yapılması gerekenler şöyle: 1. Ebeler liderliğinde, disiplinli doğum ekiplerine ihtiyaç vardır. Doğum genellikle ‘hızla bitirilmesi gereken bir olay’ olarak görülmekte. Doğum fizyolojisine hâkim, izlemeyi bilen, doğumu sabırla destekleyen, ebe liderliğindeki ekipler, her hastanede bulunmamaktadır.
2. Türkiye’de doğumların büyük kısmı, tek başına hekimlerin sorumluluğuna yüklenmemeli. Ancak doktorların yoğun hasta yükü ve zaman darlığı, sabır ve izlem gerektiren süreçleri sekteye uğratabilmektedir.
3. Doğum için gece-gündüz sürekliliği şart: Ancak birçok hastanede bu sürekliliği sağlayacak ekip de maalesef yoktur.
4. Birçok hastanenin altyapısı; doğum odaları, hareket serbestliği, mahremiyet ve destekli izlem gibi, temel ihtiyaca cevap vermemesi sebebiyle doğumun fizyolojik ilerleyişine uygun değildir. Buna göre düzenlenmelidir.
5. Toplumda oldukça zayıflayan doğum kültürü üzerine çalışılmalıdır. Elbette kadının bedeni kadının kararıdır! Ancak bugün birçok kadının sezaryeni tercih etmesinin altında, doğru bilgilendirilmemiş olması yatmakta. Sezaryen; ağrısız, konforlu bir seçenekmiş gibi sunulmakta. Oysa sezaryen de bir ameliyattır, taşıdığı risklerse sadece doğum anıyla sınırlı kalmaz; sonraki gebeliklerde, annenin genel sağlığında ve bebeğin gelişiminde de etkiler bırakabilir.
Kampanya ve farkındalık çalışmaları ancak bu yapısal reformlarla desteklenirse kalıcı olur.”