İhtiyarlamak şart mı.
Açık seçik söylemesek ya da bazen farkına varmasak da istisnasız hepimiz ihtiyarlamaktan korkarız.
Dahası bununla da yetinmez yine de “uzun bir ömür arayışı” yolculuklarına çıkarız. Haksız mıyız? Kesinlikle hayır! Şu bilgi net ve açık: Uzun ve sağlıklı bir ömür arayışı kişisel değil evrenseldir. Ancak bilelim ki sağlık ve zindelik ile yaş alıp ihtiyarlamadan yaşlanmak ve uzun ömür yolculuğunu düşkün/muhtaç bir ihtiyar olmadan tamamlamak her zaman herkese nasip olmaz. Bilgi ister, dikkat ister, emek ister.
HEDEF İHTİYARLAMAMAK İSE...
İsterseniz gelin “Yaş almak mı, ihtiyarlamak mı?” sorusunu doğru yanıtlayabilmek için önce “yaş almak” yani “sağlıkla yaşlanmak” ile “ihtiyarlamak” yani “düşkün ve hasta biri olmak” arasındaki farkı yeniden hatırlayalım: Sağlıklı yaşlananlar formda ve dinçtir. İhtiyarlayanlar yorgun ve düşkündür. Sağlıkla yaşlananlar her yaşta işinde gücündedir, ihtiyarlayanlar bitkin, hasta ve yardım peşindedir. Hepsi bu! Peki, başlıktaki sorunun yanıtı ne? İhtiyarlamadan yaşlanmak, sağlıkla yaş almak mümkün mü? Kesinlikle mümkün ve yanıtı sadece ama sadece yaşlılığın tadını kaçırıp onu bir “halsizlik, yorgunluk ve düşkünlük deryası haline getiren kronik hastalıklardan” korunmaktan ibaret. Peki, kronik hastalıklar hangileri ve onlar bize ne yapıyor?