Türkiye bir deprem ülkesi, İstanbul başta olmak üzere pek çok kentin ne büyüklükte nasıl bir depremle ne zaman karşılaşacağını bilmiyoruz. Depremin gece ya da gündüz bizi nerede yakalayacağını hiç ama hiç bilmiyoruz. O zaman devlet-vatandaş hepimiz bu gerçekle hareket ederek viyadük, duraklardan, istasyon, otogar, yazıhane, nalbur, bakkal, AVM, market, pastane, balık pazarı, kasap, okul, üniversite, yatakhane, yurt, cezaevi, banka şubesi, benzin istasyonu, konfeksiyon vs demeden A’dan Z’ye ele almalıyız. Kentsel dönüşüm sadece eski konutların yıkılıp daha yüksek katlı yeni konutlara dönüşmesi şeklinde algılanmamalı.
Kapsamı olabildiğince genişletmemizin tam zamanı değil mi?😶